Karadeniz 2.0 – 1. Bölüm: Giriş


Sekiz yıl önce, 2008 yılında iki motor ve artçısız yapmış olduğum gezinin bir benzerini, Eylül ayında yaptım. 2.0 olmasının nedeni bu kez tek motor ve artçılı olmamdı. Bu gezinin 2.1 versiyonunun (yapılırsa) motosikletle olması zor tabi ;) . İlkine göre çok daha çabuk hazırlandım.  Bu seferkinin öncekinden bir farkı da çadır konaklaması yapmayacak olmamızdı. İki kişi hazırlanmak çok daha hızlı oluyor bu arada.

Gezimizin amacı motosikletle mümkün olduğunca manzaralı yerlerde gezebilmek, ulaştığımız yerlerde çevreyi tanımaya çalışmak, hedef belirlediğimiz yerler arasında olabilecek sıkıcı güzergahlarıysa; mümkün olduğunca çabuk geçebilmekti. Önceden rezervasyon ya da yol planı yapmadık. Her gün bir sonraki gün için güzergah planladık ve sonraki gün için rezervasyon yaptırdık. Rezervasyon için Booking.com kullandık. Belki gideriz diye yurtdışı çıkış için gerekli resmi işlemleri de yaptırdık. Konaklama ve yemek konusunda beklentilerimizi çok da yüksek tutmadık.

İlk günün sabahı erkenden Bursa’dan Yenişehir-İznik-Pamukova istikametine doğru yola çıktık. Sakarya’da TEM otoyoluna girdik. Bayram haftasında otoyolların üzcretsiz olması sebebiyle trafik çok yoğundu. Düzce civarlarında, yakıt almak için otobandan çıktık. Benzincide dinlendiğimiz sırada Honda PCX kullanan bir motorcuyla karşılaştık. Kendisi İstanbul’dan yola çıkmış ve Düzce civarlarında pide yiyip geri dönecekmiş. (motorcu adamın bahanesi her daim hazır, yeter ki gezmek olsun) Kendisi bize neden E-5 i tercih etmediğimizi sordu. Herkes otobana yüklenmiş, burada in cin top oynuyor dedi. Ayrıca Bolu dağı geçidinin asfaltının ve virajlarının çok güzel olduğunu, mutlaka gitmemizi, hatta oralarda mola vermemizi önerdi. Sağolsun, tekerine taş değmesin.  Gerçekten de yol bomboştu. Simsiyah asfalt ve açık virajlar muhteşemdi. Öyle ki geçidi geçtik, doyamadık, dönüp bir daha geçtik (akıllı mantıklı adamın motosikletle işi ne?). 170′lik lastiği bitiremedik gerçi.

7eed891a-1377-42d0-83cc-071b27efe768

DSC_2451

DSC_2452

Geçitte çok sayıda bulunan tesislerden birinde mola verdik. Hava mis gibi…

DSC_2450

DSC_2455

Motosikletle uzun mesafe katederken genelde deponun bitmesine yakın mola verir, hem yakıt alır hem de dinlenir bazen de uyuşan vücudu açmak için hareketler yaparım. Aslında daha sık mola vermek lazım. Ne var ki önceki motorumun deposu 170-210 km arası rezerveye geçerken yeni motorum 250-300 kilometrede geçiyor. Bir de eskisinin 3 katı gücünde bir motor olunca (45 den 150 hp’ye) haliyle yaptığınız sürüş daha tempolu oluyor. Bu da rüzgardan dayak yemenize yol açtığından daha da çok yoruluyorsunuz. Benim bu gezide keşfettiğim şey; hani çevremizde parklarda teyzelerin amcaların spor hareketleri yaptığı o aletlerin yolda verdiğiniz molalarda çok işinize yaradığı. Tazeliyor gerçekten de. Kırk yıl düşünsem yol kenarında bunlardan arayacağım aklıma gelmezdi.

20160911_152257

İlk gün Bursa-Samsun arası; Bolu dağı geçişi haricinde pek renkli değildi. Osmancık’ta bulunan E-DeSe mi Te-DeSE mi ne işte onlar hızımızı çok yavaşlattı. Bir anda 50 km/s hızlara düşmeniz gerekiyordu. Neyse ilk gün rotamız şu şekildeydi:

guumln1

Bayram sebebiyle iki gece kaldığımız Samsun’dan sabah erken saatlerde yola çıkıyoruz. Amacımız olabildiğince yol alıp Uzungöl’e ulaşmaktı. Sabah çok da fazla bir şeyler atıştırmadık tabi, daha fazla uyuyalım diye.

Gidişte eski yolu tercih ettik. Virajları ve manzarası güzeldi. Ordu’ya doğru karınlar acıktı tabi. Tesadüfen yol kenarındaki bu kafeye girdik. Yengen ve enişten müthiş. Hem çok leziz hem kocaman. Bulvar kafeyi sevdik biz.

DSC_2457

Ordu’dan devam ederek, akşama doğru Uzungöl’e ulaşabildik. Odaya eşyaları bırakıp, üstümüzü hemen değiştirip keşif turuna çıktık. Özge teleferiğimsi şeyi denedi.
DSC_2459

Uzungöl’e bu ikinci gelişim. İkibinsekiz yılında gelmiştim. Sekiz yılda oluşan fark beni çok üzdü. Önceden bakir görünen yerler hep tesis olmuş, ağacın yerini otel, bungalow, pansiyon, hatta lunapark ve go-kart pisti almış. Doğa katliamı. Bir de Uzungöl’e giriş ve çıkışlarda kilometreleri bulan araç kuyrukları var. İşkence olmuş buraya gelip gitmek. Neyse ki motorlayız :) . Her yer turist, pek çoğu yabancı. Ülkemizin gelire ihtiyacı var elbette ancak bu şekilde devam edersek, yakında gelecek turist, onu bırak içilecek su, solunacak hava da kalmayacak. Karar sizin…

20160913_162618

DSC_2482

DSC_2484

Uzungölde şöyle bir turladıktan sonra otelimize geri dönüyoruz. Ertesi sabaha dinç kalkmalıyız. Zorlu planlarımız var. Uykudan önce motorumuzun rahatını da unutmuyoruz.
DSC_2497

İkinci gün rotamız şu şekilde
guumln4

Ertesi sabah kahvaltı sonrası amacımız dünyanın en zor yolları sıralamasında ilk sırayı alan D-915′i yani soğanlı geçidinin içinde olduğu Trabzon-Bayburt yolunu geçmek. Planladığımız rotanın uzunluğunu 73km, süresini de 2saat 52 dakika olarak veriyor google.

guumln5a

Ne var ki 2008 de Kawasaki KLE 500′ümle artçısız geçtiğim yolun bu süreden çok daha fazla süreceğini tahmin edebiliyorum. O zaman çok yorulmuş ancak düşüp kalkmadan rotayı tamamlayabilmiştik. Çıkmadan önce motorun yan çantalarını içi boş olduğu halde takıyorum. Doğru mu yapıyorum acaba?

Hava bu gün güneşli şansımıza. Suyumuzu, ek kıyafetlerimiz haricinde pek de fazla yük almadan Taşlıgedik’e doğru yola çıkıyoruz. Yolun bu kısmı çok güzel asfalta sahip. Anayoldan sola doğru saptığımızda bir süre asfalt yolda gidiliyor. Sonrası toprak – mıcır. Biraz ilerledikten sonra yine bir şokla karşılaşıyoruz. HES inşaatı. Karadenizde her yer HES ve HES inşaatlarıyla dolu. Doğa buralarda mahvolmuş. Sekiz yıl arayla gelince daha iyi anlıyor insan aradaki farkı. Çok üzüldüm….
HES inşaatını ve mıcırlı yolu geçtikten sonra Köknar Köyü’ne doğru yol toprak yola dönüyor. Manzara güzel.

20160914_095837

20160914_100029

20160914_100755

20160914_100801

Karaçam Köyü’ne doğru Özge’ye geçidin dibindeki vadide çay içme sözü veriyorum. Tırmanışın hemen dibinde çay ocağı vardı. Sekiz yıl önce bulutlu sisli ve soğuk havada orada içtiğim çayın keyfini hala unutamadım. Karaçam Köyü’nde yerel halktan birine geçidin durumunu soruyoruz. Kendisi de oradaki şantiyede çalışan bir arkadaşına telefon etti. Arkadaşı yolun kapalı olduğunu araba geçemeyeceğini ancak motorun geçebileceğini söyledi. “Adrenalin yaşayacaksınız” dedi. Merak ettim şimdi… Verdiği bilgiyle geçide doğru yol almaya devam ediyoruz.

20160914_101814
20160914_102506
20160914_102852

Gide gide geçide tırmanışın başlangıcı olan vadiye geldik. Yani tam olarak şuradayız…

guumln5b

Burasının daha iyi anlaşılması için internette bulduğum şu fotoğrafı görmenizde fayda var. Yoldaki minibüsü gören var mı?

sg

Ne var ki gördüğümüz manzara yine üzücü. HES inşaatı… Dere de kurumuş. Çay içtiğim tesisin sandalye ve masaları kalmış sadece, içi bomboş. Çay işi yattı. Özge’ye de söz vermiştik. Neyse, yola devam edelim. Geçide doğru bir U dönüşü yaparak giriliyor. U dönüşünü alırken hoooop! Kendimizi yerde bulduk. Yeni motorumu alalı 7000-8000 kilometre olmuştu.  Bu süre zarfında herhangi bir sorunla karşılaşmadım. Alışma süreci kolay geçti. Motorun 1. viteste rolatideki hızı 16-17 km/s.  Bu benim önceki motorumda alıştığımdan çok fazla. Yeterli debriyaj kullanmadığımdan motor stop etti. İkimiz de yerde bulduk kendimizi.

-Özge iyi misin?
-İyiyim sorun yok.

İkimiz de nasıl düştük, nasıl atladık hatırlayamadık. Motorumuz da yan yattı. Neyse ki giderken taktığım boş çantalar işe yarıyor. Motor tam yatmıyor çantanın üzerinde duruyor. Alttaki fotoğrafta durumu ve arka tarafta da ortadan kalkmış olan çay ocağının kalıntılarını görebilirsiniz.

20160914_104103

Bu bir işaret miydi? Daha fazla gitmeyi denemeyin! Yukarısı sorunlu!!! Motosikletle tek başına olmanın çok dezavantajı olmasıyla birlikte avantajları da var. Arkanızda taşıdığınız biri olunca işler değişiyor. Bu kişi eşinizse onu türlü türlü maceraya sokmaktan çekiniyorsunuz. Cevabı az çok tahmin ederek soruyorum…

-Özge, bu bir işaret galiba. Devam etmesek mi? Yol da kapalı.
-Buraya kadar geldik bence devam edelim. Motor geçer dediler hem. Bana bulutları yukarıdan gösterecektin ya…

Haydaaaaa. Bu hiç de benim tahmin ettiğim cevap değildi. Ne yapıcaz? Özge’nin cevabı benim için yeterli değil. Sorumluluk bilinci beni daha fazla araştırma yapmaya sevkediyor. Biraz yukarı çıkıp bakayım ben diyorum ve başlıyorum yaya olarak yukarı doğru çıkmaya. Özge oturmuş dinleniyor. Bir yandan da onu gözlerken yolun durumunu görüyorum. Durum böyle…

DSC_2498

Şimdilik bu kadar. Devamı;  “Karadeniz 2.0 – 2. Bölüm: Macera”  fırında, pişiyor, az kaldı. Neler olacak bakın neler…

Sevgiyle ve hoşçakalın, şimdilik…

, , , , , , , , ,

  1. Henüz hiç yorum yok.
(yayınlanmayacak)